AND(!)IMIZ OKUNMALIDIR

22.10.2018 18:31

“Hani o, eski terbiyeli terazili öğrenciler?” diyesi tutuyor insanın.



İmdi bu hökümet de eyice tozutmaya başladı yani ki… Evet, eyice tozuttu ve kabak tadı vermeye başladı icraatları.  Olmaz be kardeşim, olmaz, olamaz!.. Nayır olmamalı!..

Çekilmiyor gaari!..

Yarım asrı çeyrek geçkin bir süredir, çocuklar sınıflara girmezden önce, ne güzel vakur biçimde ve bilinçlice “And”larını ezbere okuyorlardı. Mutluluklarına, başarılarına hiç diyecek yoktu nitekim. Munisçe ve saygınca gelip gidiyorlardı okullarına.

Ak Parti hökümeti cenahından nasıl bir aykırı rüzgâr estiyse “And” sözcüklerini, toz bulutuyla karışık aldı götürdü çocukların… Elleri böğürlerinde kala kaldılar öylece!.. Çaresizlik içerisinde kıvranarak baka kaldılar daha doğrusu.

O gün, bugündür bir agresiflik çöktü yavrucukların üzerine. Yapmadıkları şeyleri yapıyorlar, dengeleri değişti neredeyse.  “Hani o, eski terbiyeli terazili öğrenciler?” diyesi tutuyor insanın.

Haksızda sayılmazlar bir bakıma. Çünkü hazmedemiyorlar ve unutamıyorlar “And”sız kalmalarını…

Kolay mı, her gün “Amentü şerhi”nde; “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım. Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak…”  meziyetiyle berdevam “Reşit Galip” denen herifin; her biri bir “Arap Yarımadası”na bedel (!) sözlerini terennüm etmek, etmemek…

O nedenledir ki; okul duvarlarında katran karası sprey boya ile “Aşkım seni seviyorum”, “Ya benimsin ya kara toprağın”,  “İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız”, “Gülü soluncaya, seni ölünceye kadar seveceğim” hercailiğindeki yazılardan geçilmiyor.

O nedenledir ki; okul önlerindeki büfelerden ve marketlerden aldıkları küçük boy kolaları içtikten kelli, cam şişeleri kaldırıma çalıp 72 buçuk parçaya ayırıyorlar.

O nedenledir ki; ayaküstü yiyip içmenin arkasından pet şişeleri veya plastik kutuları, çöp kutusuna atma yerine; futbol topu gibi tekme ata ata sürüklüyorlar.

O nedenledir ki; sağa sola bakmaksızın ve çevreyi umursamaksızın; (Kız-Erkek) adım başına argo kelimelerle harmanlanmış en galiz küfürleri saydırarak yürüyorlar.

O nedenledir ki; oturdukları parkın banklarına, ceplerinden çıkardıkları kavga aracı çakı ve bıçaklarla iyeşleye iyeşleye “aşk”larının isimlerini kazıyorlar; ya da ağaçların kabuklarına sevgililerinin baş harflerini oyuyorlar.

O nedenledir ki; “Oha lan, çüş oğlum, n’aber kapişko, yürrü lan kontes, hamam böceği…” türünden sözcüklerle sıfatlarla veya sıfat tamlamalarıyla tanımlıyorlar birbirlerini.

O nedenledir ki; derslerden kaytarıyor, öğretmenlerine karşı gelerek posta koyuyor ve bununla övünüyorlar.

O nedenledir ki; triplere girerek kendilerini “ispat-ı vücut” noktasında ve birazda hava atmak babından, seyyar satıcıların tek sigara aboneliğine kaptırıp, kız arkadaşlarıyla duman paylaşıyorlar. (artık gerisini karıştırmıyorum)

Oysa bu çocuklar daha düne kadar, “And”larıyla özdeş (!) haldeydiler. Demir gibi Türk’tüler, doğruydular, çalışkandılar. Büyüklerini sayıp, küçüklerini koruyorlardı. Güvenle bakıyorlardı yarınlara. Geleceklerinden umutluydular.

Ne hakla karartıldı ufukları, ne hakla turp sıkıldı akıllarına, ne hakla set çekildi önlerine yahu?!. Ayıp değil mi, günah değil mi, yazık değil mi?!.

İmdi, eyi dinle  ey hökümet!..

Derhal uyula Danıştay’ın kararlarına, derhal dönüle bariz hatalardan, derhal yelken açıla eski şatafatlı günlere!.. Öğrencilerimize yeniden motivasyon kazandırıla ve kayan dengeleri yeniden yörüngesine oturtula!..

Sonra da tüm okullara talimat eksenli hep bir ağızdan; “Çıktık açık alınla on yılda her savaştan/

On yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan…” celadetinde, “10. Yıl Marşı” tempo eşliğinde haykırtıla… Bilhassa “Başkent”te ve malȗm saray  (külliye) yakınlarında tabii.

Ancak bizzarure iade-i itibar budur, insicam budur ancak…

Sen de ışıklar içinde rahat uyu ey Reşit Galip Efendi… Allah bilir ya belki de kaç litre ter akıtmıştın, vaz (!) geçilmez “And”ı yazarken…

Birçokları tartışa dursun, ben sabahleyin aç karınla aynanın karşısında “And”ımızı, kahvaltı çayından evvel tam üç kez tazeledim bile…

Oh şimdi rahatım. “On dönüm bostan/ yan gel yat Osman…” rehavetinde ve rahatlığında…

Tok tutuyor ayrıca…