Öğrenciye Serbest Kıyafet-2

17.09.2018 11:36

Toplumsal tutum ve davranışlarımız gençlerimizin kanatlarını açmasına asla müsaade etmemektedir.



 

                Geçen haftaki yazımda serbest kıyafet konusuna karşı çıkanların gerekçelerine değinmiş, sadece güvenlik endişesinin yersizliği ve gereksizliği ile ilgili fikirlerimi ifade edebilmiştim. Geçen hafta içerisinde Eğitim Bir-Sen tarafından yapılan ve yayınlanan bir araştırma sonucuna göre; okula serbest kıyafet ile giden bir öğrencinin veli için okula başlangıç maliyeti 715 TL iken, üniforma ile gitmek zorunda olan bir öğrencinin maliyeti ise 980 TL olarak açıklandı. Bu da meselenin farklı bir boyutu.

                Maddi durumu iyi olmayan öğrencilerin, arkadaşları arasında kendini ezik hissedeceği, bu durumun da anne baba üzerinde, yeni kıyafetler almak üzere baskı yaratacağı, böylece velilerin zor duruma düşecekleri endişesi serbest kıyafete karşı çıkanların çok önemli gördükleri bir gerekçedir. Her halükârda serbest kıyafete geçildiği zaman, buna karşı çıkanları haklı gibi gösterecek durumlar mutlaka oluşacaktır. Çünkü yılların birikimi olan kronik bir tektipleşme ve öğrencilerin zihninde de bu yükten kurtulma düşüncesi vardır. Uzun süre baskı uygulanan bir insanı bir anda serbest bıraktığınız zaman anormal bazı durumların oluşması kaçınılmazdır. Ama zamanla yeni duruma alışacaktır. Öğrenci kıyafet konusunda serbest bırakılmalı ki hergün düğüne ya da bayrama gitmediğine kendini alıştırsın. Ona göre normalde evden dışarı çıkarken, çarşıya giderken giydiği kıyafeti okula gelirken de giysin. Böylece her öğrencide giyim becerisi oluşsun. Acaba üniversiteye giden gençler neden hep “uçuk-kaçık” giyinir ve tıraş olur? Çünkü o zamana kadar giyim kuşam ve kılık kıyafet becerisi almamıştır. Hep evde anne baba, dışarıda toplum, okulda yönetim belirleyici olmuştur. Bir türlü kendi istediği bir giyim tarzını hayata geçirememiştir. Okula zaman zaman serbest kıyafetle gitme girişimleri ise, bu konuda kendinde az da olsa cesaret görenlerin bir başkaldırısıdır.

                Eğer okul girişinde kontrolleri gevşetirseniz bir anda öğrencilerin doğal olarak serbest kıyafete döndüklerini görürsünüz. Çünkü doğal süreç budur. Herkes kılık kıyafetle dahi olsa toplum içerisinde kendi farklılığını ortaya koymak ister. Üstelik bu nasıl bir eğitimdir ki; sürekli baskı ve kontrol gerektiriyor? Bir şey eğitimin konusuysa, bir müddet sonra öğrencinin onu gönüllü olarak benimsemesi gerekir. Eğer siz kılık kıyafet giyme becerisini bir eğitim konusu olarak görmüyorsanız o başka. Dikkat ederseniz üzerinde aile toplum ve okulun hassasiyet göstermesine rağmen, 12 yıllık zorunlu eğitim süresince başarılı olamadığımız ve asla da önemsemediğimiz tek alan öğrencinin kişisel giyim kuşam becerisidir. Hele hele ergenlik çağına gelmiş bir kimsenin giyim kuşam ve kılık kıyafet estetiğine başkalarının karışması, ergenlik ve olgunlaşma psikolojisinin ötelenmesine sebep olacaktır. Dolayısıyla ergenlik çağındaki bir gencin estetik zevkine nazikçe tavsiyeden öte hiç kimse karışmamalıdır. Söylediklerin elbette ki; bizim toplumun gençlere karşı tutum alışkanlıklarına aykırıdır. Ancak bana göre bu konudaki toplumsal tutum gençlerin kanatlarını açmasının önüne geçmektedir. Ne diyor André Gide? “Açılmamış kanatların büyüklüğü anlaşılmaz.” Sadece kılık kıyafet konusunda değil her konuda bırakalım gençlerimiz kanatlarını açsınlar.

                Toplumsal tutum ve davranışlarımız gençlerimizin kanatlarını açmasına asla müsaade etmemektedir. Mesela; okullarda yapılan birçok proje ya özgün değildir, ya da öğretmenin fikridir. Öğrencinin ise sadece el becerisinden yararlanılır. Ya da öğrencinin okul dışında edindiği kişisel bilgilerin neticesindedir. Robotik program kodlama gibi. Gençlerimizin etrafına duvarlar örüyoruz, sonra da “Bu gençlik çok sorumsuz canım, genç mi soytarı mı belli değil” diyoruz.Öğretmenler olarak siz okula serbest kıyafetle gidin, okulun önünde de fosur fosur sigara için o zaman sorumlu bir gençlik yetiştirebilirsiniz belki(!) Ha! derslere de geç girin ki öğrencilerin sorumlulukları bir kat daha artsın(!) Size herşey serbest olsun, öğrenciye de nefes bile aldırmayın(!) Ben bu konularda öğrencinin avukatıyım.

Diğer karşı çıkış gerekçesi ise; tertip-düzen. Ya da tektip-düzen. Okula ya da sınıfa girip, herkesi tektip görünce kendini komutan zanneden ve böylece disiplini daha rahat sağlayacağını, öğrenciye söz geçirmenin onu baskı altına almaktan geçtiğini düşünenlerin endişesi. Tabiki; size herşey serbest, öğrenciye yasak ise orada diktatör gibi davranmadıkça bu saltanatınızı koruyamazsınız. Öğrenci de okula sırf zorunlu olduğu için gelir. Okulu sevmez, kendini yerine göre eğitim öğretime kapatır. Böylece de heba olur gider. Okullarda ciddi bir araştırma yapılırsa; akademik anlamda başarılı öğrenncilerin, aile toplum ve okulun dayatmalarına kendini teslim etmiş olanlardan çıktığını görürsünüz. Bu nasıl başarıdır ki; her yıl zirve puanlarla üniversiteye yerleşen gençlerimiz var ama dünya sıralamasına giren bir üniversitemiz yok. Neden acaba? Allah aşkına şöyle bir çıkıp etrafa bakın. Tabiat tektip mi? Bütün çiçekler, böcekler, ağaçlar aynı mı? “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim...” diyor Nazım Hikmet. Meselenin özeti bu.