Sezonluk bir Müslümanlık

Son Güncelleme : 10.07.2018 11:07

Bir eğitim düşünün ki temel kaynağı hiç bilinmiyor.



Toplumsal değerlerin arka planında yer alan din eğitimi, tarih boyunca tüm toplumlarda önemsenmiş ve çeşitli tartışmalara konu olmuştur. Din konusu tarihe yön veren temel unsurların başında gelmektedir. Aynı zamanda ilginç bir şekilde birçok savaşın da arka planında yer alan unsurdur din. Mesela; haçlı savaşları bunlardan sadece biridir. Halbuki; insanlığın ilk yaratıcısı ve eğiticisi olan Yüce Rabbimiz, her peygamberi insanın ihtiyaç duyduğu barış, esenlik ve mutluluk amacıyla göndermiştir. Nasıl oluyor da, ilaç diye gönderilen bir şey insanlık için zehire dönüşüyor? Bunun sorgulanması gerekiyor.

Toplumsal mutluluğun olmazsa olmazı da yine dinden kaynaklanan ahlaktır. Ahlakın olmadığı yerde hiçbir düzen işe yaramaz. Kurulan her düzen ahlaksızların sabotajına uğrar. Özellikle yakın tarihimizde gördüğümüz sık sık yaşanan sistem değişikliklerinin altında yatan gerçek sebebin de ahlaki yozlaşma olduğu kanaatindeyim. Bu kanaatimi birçok örnekle de detaylandırabilirim. Ancak yazımızın boyutu buna elverişli değildir.

Ülkemizde; din ve din eğitimi konusu hep tartışmalı bir zemin üzerinde bugünlere gelmiştir. Karşı olanların kucağına düştüğü zaman paramparça edilmiş, karşı olmayanların kucağına düştüğü zamanda ise; bu parçalar derme çatma olarak tekrar toparlanmıştır. Dolayısıyla bu konuda fazla bir mesafe alabildiğimizi söyleyemem. Meselenin özü hep gözden kaçırılmış, keyfiyetten (nitelik) ziyade kemmiyete (sayı) önem verilmiş, bu durum da dindar göründüğü halde, dinidar olan nesillerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.

Herhalde bugün meselenin özü şurada yatmaktadır: Çocuklarımız dinimizin temel kaynağı olan Kur’an’ın içeriğini hiç bilmese de; imam-hatip ortaokulunu bitirir, lisesini bitirir, ilahiyat fakültesini de bitirir. Bir eğitim düşünün ki temel kaynağı hiç bilinmiyor. Bu aynen şuna benzer: Bir fen lisesi düşünün ki; orada fen bilimleri yok. Kur’an eğitimi bugün Arap harflerinin öğretimi, telaffuzu ve musiki eşliğinde okuma eğitiminden ibarettir ve kesinlikle yetersizdir. Eğer Kur’an’ı anlayarak okursanız, Allah’ın onu niye gönderdiğini içeren ayetlerle karşılaşacaksınız. Bu gönderiliş amacı içerisinde bugün öğretimi yapılan hiçbir unsurun olmadığını, onun bireysel ve toplumsal bir hayat nizamı içerdiğini göreceksiniz. Bu içeriği gündeme taşıyıp, çocuk ve gençlerimize sunmadıkça, Kur’an; yazın öğrenilen, kışın geri unutulan, ertesi yıl da geri baştan başlanan, insanlar nazarında sezonluk bir kitap olmaya devam edecektir. Aynı şekilde bizim Müslümanlığımız da Ramazan ayına mahsus sezonluk bir Müslümanlık olmaya devam edecektir. Ülkemizde tarikat ve cemaatlerin verdiği din eğitiminin ise, elle tutulur hiçbir tarafı yoktur.

Yeni Türkiye, yeni model konularının gündemimizde olduğu şu günlerde, din eğitimi konusunda da peygamberimizin eğitim metodunu esas alan, akıl, mantık ve düşünceyi ön plana çıkaran, böylece bireylere ahlaki duruş ve omurga aşılayan bir model geliştirmemiz şarttır. Aksi halde “mücahitlerin müteahhit olması” ironisini daha çok zaman yaşarız. İnsanımızın imanı, daha ilk karşılaştığı hayat imtihanında eriyip, yok olup gider.

Eğer her alanda verilen emeklerimizin heba olmasını istemiyorsak; gençlerimize bir ahlak disiplini kazandırmak zorundayız. Öyle sağlam mühendisler yetiştirelim ki; yaptığı işler de sağlam olsun. Öyle doktorlar yetiştirelim ki hastasına bir rahmet nazarıyla bakabilsin. Öyle öğretmenler yetiştirelim ki; öğrencilerine kendi evladı gibi bir baba şefkati ve ilgisi gösterebilsin.