SORUNUMUZ: LİYAKATSİZLİK

Son Güncelleme : 04.01.2018 18:01

''Balık baştan kokar.'' deyimi yöneticilerin en büyük sınavı...



Halk görülmemiş oranda borçlanıyor ve para harcıyor. Kaygılar ve yarınlar vatandaşları ilgilendirmiyor. Hal böyle olunca da aile içi dramlar, bireysel ilişkilerin ve aile yapısının bozulması, toplumsal olaylar giderek daha da fazla artıyor… Bunun önüne geçmenin en önemli yolu ise israftan kaçınmaktan geçiyor.

Doğru bilgiye ulaşmak, gündemi takip etmek ve yarınların neler getireceğini biraz düşünerek hareket etmek şuanda ülkemizde en önemli yaşam biçimi haline gelmeli. Okumalı, araştırmalı ve fazla olan ne varsa asgari olarak yaşamında yer edindirmelidir.

Gün geçtikçe tüketim toplumu sayısının giderek çığ gibi büyüdüğünü düşünürsek, devletimizin ekonomi ve yatırım politikalarını çok iyi anlamak ve anlatmak için masa başı insanların liyakat sahibi olması ise kaçınılmaz.

Amatör ruh ile çalışan profesyonel insanların yerine işin ehli olmayan insanların göreve getirilmesi; yapılacak işlerin aksaması, istenilen iş yerine benzeri işlerin ortaya çıkması, iş yükünün artması, üretimin yavaş ilerlemesi en büyük sorunlar haline gelmesidir.   

Maalesef her yerde gördüğümüz adama göre iş anlayışı yarınlar için en büyük olumsuzluğu oluşturmaktadır. İşe göre adam seçmek için ise bu seçici insanlarında liyakat sahibi olması gerekir. ‘Balık baştan kokar’ deyimini de madde olarak hafızalara kazıyanlarda yine liyakatsiz insanların geride bıraktığı en büyük kazıktır.

Devletini düşünmeyen insanların nasıl bir ihanet içinde olduğunu yüzlerine karşı dahi söyleseniz değişen bir şey olmaz. Değişmesi için ise vatandaşın da liyakat sahibi olması gerekir.

‘’Nasılsanız öyle yönetilirsiniz. ‘’

Müslüman’ın görevi toplumları ayakta tutan değerleri, özellikle ahlak kurallarını ve Allah korkusunu, hak ve hukuka saygıyı tabana yaymaktır. Toplumu düzlüğe çıkarmanın yolu budur. Düzelen bir toplumda ister istemez, yöneticiler de düzelir.

Toplumdaki kötülüklerin, haksızlıkların ve yolsuzlukların sorumlusu olarak sadece yöneticileri ve aydınları görmek yanlıştır. Kötü gidişattan herkes sorumludur. Zira bunda genel olarak herkesin az ya da çok payı vardır. İyileşmenin ve düzelmenin şerefi de hem yönetenlere, hem de yönetilenlere aittir. Zira toplum yöneteni ve yönetileni ile bir bütündür.

Ve Peygamber Efendimiz (s.a.v) duası:"Allah’ım bize merhamet etmeyenleri bize musallat kılma!”

Son olarak şunu belirtmekte fayda var; ‘’Halk liderine göre yaşar.’’

Bunun en somut örneğini ise şuan yaşıyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın milleti tekrar ayağa kaldıran birlik ve beraberlik anlayışı, tüm idareciler ve kamuoyu tarafından benimsenmelidir. Yanlış’a yanlış, doğruya doğru diyecek bireyler çoğalmadıkça tüketim psikolojisinden kurtulmak gün geçtikçe daha da zor hale gelecektir.

İhale usulü çalışanlardan, kendinden başka kimseyi düşünmeyenlerden, devletinin çıkarlarını gözetmeyenlerden yarınlar için ülke yararına faydalı işler beklemek ahmaklıktır…

Önce devletin bekası için, birlik ve beraberlik için, kalpler birlikte çarpmalıdır…

 

Muhabbette Kalın…